HATAY MOTOSİKLET SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ FORUMLARI

Zaman: 06 Eyl 2010, 01:10

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Forum kuralları


Forum kurallarını görüntülemek için lütfen buraya tıklayın



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 13 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 20:28 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
IAM, İleri ve Güvenli Sürüş konusunda, İngiltere’de kurulmuş bulunan, Avrupa’nın en prestijli ve en çok tanınan kurumlarından biridir.

İngiltere’de 1935 yılından beri, “Peel Training Center” tarafından İngiliz Polis Kuruluşları için geliştirilen “The Police System of Motor Vehicle Control” ( Polis Motorlu Araç Kontrol Sistemi) kullanılmaktadır. Bu sistem “Roadcraft”’ kitabında anlatılmaktadır.
İngiliz temelli Roadcraft sistemini anlatan yol sanatı kitabı eğitimli tüm sürücüler için önemli bir başvuru kaynağıdır.

Kitabin iceriginde “Nasil daha iyi bir motosiklet sürücüsü olunur?, Motosiklet kontrol Sistemi, Gözlem, Hizlanma, Fren ve Vites Kullanimi, Dönüs, Denge ve Kaymalari Önleme, Sinyaller, Yolda Konumlanma, Sollama, Otoyol Sürüsü ve Hiz ve Güvenlik” gibi ana basliklar altinda detayli bir sürüs sistemi anlatilmaktadir.
“RoadCraft – Motosikletli Polis El Kitabı”, bir süre kadar önce Uğur Hoca önderliğindeki ART motoakademi ROSPA'nın türkiye temsilciliğini aldı. Eğitim alan bir kişi o kitabın referans ettiği bilgilerle sistemi kullanıyor ve teste giriyor. Motosiklet yol sanatı kitabına dayalı eğitimler veriliyor.
Motosiklet Yol sanatı kitabını sizlerle paylaşmak isterim:
İşte size motosiklet sürüşünde düşünmeniz gereken bir nokta daha, “SABIR”.
Gelin kendimize şu soruları sorarak bu konuyu açmaya çalışalım.
Ne?
Sabır kelimesinin sözlük anlamı “acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç. Olacak ya da gelecek birşeyi telaş göstermeden bekleme.
Neden?
İşi şansa bırakmamak için.
Hiç kendinize sürüş sırasında şu soruyu sordunuz mu? "Önümde giden bu aracı geçmeden önce daha sabırlı olup, etraftaki görünür ve görünmeyen tehlikeleri daha iyi analiz etmelimiyim, şimdi sollama zamanı mı?" Eğer kendinize bu veya buna benzer sorular soruyor iseniz, hem düşünerek motosiklet kullanıyorsunuz demektir hem de önceliği her zaman güvenliğe veriyorsunuz demektir, şansa değil.
NASIL?
Şimdi zamanı mı?
Yol-hava koşullarını ve şartlarını, diğer yol kullanıcılarının ve kendinizin güvenliğini düşünerek kendinize bir kez daha sorarak. Şimdi zamanı mı? Şimdi doğru zaman mı?
NEREDE?
Nefes aldığınız her saniye de.
Yürürken, koşarken, konuşurken, bir iş yaparken, yemek yerken, giyinirken, motor kullanırken ve hatta uyurken bile. Bunların dışında en önemlileriden biri de öğrenirken ve becerilerimizi geliştirirken.
Hadi gelin dürüst olalım. Birçoğumuz yeni aldığımız bir ürünün kullanım kılavuzunu bile okumaya çalışmayız. Örneğin evimize yeni bir televizyon aldık diyelim. Ve bunun kurulması için 'yetkili servisin çağırılması gereklidir' ibaresini gördük. Yetkili servisi ararız ve aldığımız cevap bizi pekte mutlu etmez. Cevap şudur çünkü “yoğunluğumuzdan dolayı 2 gün içinde kuruluma geleceğiz”. En az iki gün nasıl bekleriz ki? Televizyona o kadar para vermişiz be bilader, nasıl beklenir ki şimdi. “Onlar geleseye kadar ben televizyonu kurarım, hem de akşama maç var şöyle büyük ekranda maç zevkini yaşayalım” deyip kutuyu açmaya başlarız. Kutudan çıkan kağıtlar ve kitapları bir kenara ayırırız. Hatta bunları hanıma veririz ki saklasın. İleride lazım olur. O ayırdığımız kitaplardan birinin üstünde ise kullanım kılavuzu yazar. Olsun onunda saklanması gerekli, atmayalım, zaten kalında bir şey.
İlk iş televizyonu elektrik prizine bağlamak ve karıncalı ilk görüntüyü almaktır. Eveett şimdi elimize televizyonun kumandasını da aldık. Kanalları ayarlamak için kendimize bir düğme seçeriz ve basarız. Olmadı görüntü değişmedi veya bir hareketlilik yok. Olsun daha 34 tane düğme var, nasıl olsa birinden biri bu işi yapacak.
Bu süreç içerisinde kimimiz şanslıdır ve en azından kısa bir süre içinde bir kanalın görüntüsünü elde eder. Ama kimimiz pek şanslı değildir, saatlerce uğraşmıştır. Ama birçoğumuzun kullanım kılavuzunu okumaya ne zamanı vardır ne de sabrı.
Bunca yıldır büyümek ve yetişkin bir insan olabilmek için sabır ettik. Motosikletimizi alabilmek için sabırla para biriktirdik. Ve halen birçok konuda sabır etmeye devam ediyoruz. Peki, neden motosiklet kullanma becerimizin gelişmesi için sabır etmiyoruz? Hiç kendinize bu soruyu sordunuz mu?
“Sistem”in 5 aşamadan oluştuğunu hepiniz biliyorsunuz. Bilgi-Konum-Hız-Vites ve İvmelenme. İşte Sistemin beş aşamasının her yerinde sabır var aslında. Sistem nasıl bilgi okyanusunda yüzüyorsa bir o kadar da sabır okyanusunda yüzüyor. Biraz düşünürseniz (tabi bu konuda da sabırlıysanız) bunu fark edeceksiniz.
Gözlem, koşullar hakkında olabildiğince fazla bilgi edinebilmek için görme, koku alma ve işitme duyularını kullanma anlamına gelir. Dikkatli gözlem sürücüye düşünme ve tepki verme için ekstra zaman sağlayarak motor sürüşü üzerindeki denetimi artırır. İyi bir gözlem ile topladığımız bilgi, sistemin yol koşullarına uyarlanmasını sağlar. Böylece sürekli gelen bilgi birbiri üzerine binerek “Sistem”in tüm aşamalarına aktarılır, der Motosiklet Yol Sanatı kitabı. Burada yoldaki “Bilgi”leri toplarken bile sabırlı davranmalısınız. Yoldaki tüm gerekli bilgileri topladığınızı düşündüğünüz anda sollamaya çıktığınızda karşınızda bir aracı veya soldan yola dahil olmaya çalışan bir traktörü gördüğünüz olmuştur. Burada ki bilgi eksikliğinin sebebi tabi ki yeterli gözlem yapamamak. Fakat işin temelinde daha sabırlı olmak vardır. Aracın arkasında daha sabırlı davranıp bilgileri daha sağlıklı toplama, değerlendirme ve sürüş planına dahil etmek vardır. Bunun içinde sabır gereklidir.
Yolda konumu seçerken de sabırlı olmanız lazım. Bir virajda konumunuzu erken terk ettiğiniz olmuştur veya bir gözlemci size bunu söylemiştir. Birçoğunuz daha yol açılmadan virajı terk ettiğinizi fark eder ve tekrar konumu en avantajlı olacağı şekilde düzeltir. Burada da önemli bir kriterdir sabır. Daha sabırlı davranıp virajın çıkışını görene kadar bekleyip (başka bir tehlike yoksa) sabır etmek gereklidir. Bu aynı zamanda size, bir sonraki viraja doğru konumda girmenizi sağlar. Görüş konumunu viraj çıkışını görmeden önce terketmek bir sonraki viraj için doğru konumlanamamaya sebep olur. İşte sorunun asıl sebebi yine sabır etmemektir.
Hız seçiminde de birçoğumuz sabırlı davranmaz. Bir an evvel gazı açıp yolda süzülmeye, virajları dönmeye çalışırız. Virajlara girerken nefes alıp almadığınızı kontrol edin bir daha ki sürüşünüzde. Eğer nefes almadığınızı ve dişlerinizi sıktığınızı hissederseniz, hız seçiminde yine sabırlı davranmadınız demektir. Ya virajın içinde gazı kapattınız ya da frenle dönmek zorunda kaldınız. Ayrıca bu şekilde bir ivme duygusuna da sahip olamazsınız. İvme duygusu, gazı gerektiği gibi kullanarak değişen yol ve trafik koşullarına göre hız değiştirmeye denir, der Motosiklet Yol Sanatı kitabı. Ama gaz kullanımı konusunda bile sabırlı değilizdir.
Vites seçimi ise sürüşü vezir de eder, rezil de. Hıza uygun vites seçiminde de sabır en önemli yapı taşlarından biridir. Bir viraja yaklaşırken hızı düşürmeden önce genellikle vites düşürmek seçelir. Niye önce hızı azaltmayı (gerekli ise) düşünmeyiz ki? Niye önce gazı kesip veya fren yapıp (gerekli ise) ondan sonra hıza uygun vitesi seçmeyiz ki? İşte yine sabır etmedik. Motorun bağırmasına neden olduk di mi? Hatta hızı azaltmadan önce vitesi düşürdüğümüz için arka lastiğimiz belki biraz kaydı bile. Biraz sabırlı davransaydık sürüş konsantrasyonumuz da bozulmayacaktı. Ve sonrasında ”bu viraj için hızlıyım galiba” deyip, telaştan tekrar fren yapmak zorunda kalmayacaktık.
İvmelenme, en çok keyif alınan kısım belkide sürüşte. Rüzgarı daha çok hissetmek, adrenalini en üst seviyede tutmak... Ama biraz sabırsız davranarak çıkışı görmeden daha virajın içinde gereğinden fazla gaz açmak, lastiğin yol tutuşunu etkilemektedir. Sabır, Sabır, Sabır...
Sabırlı olmak, motosiklet kullanma becerinizin gelişmesi için de en önemli anahtarlardan biridir. Bu anahtar aslında hepinizde var, bunun satıldığı bir yer yok çünkü. Sadece nasıl kullanacağınızı bilmeniz gerekli.
Her hafta sonu bir sürüş seminerine katılmak sizin sürüş becerinizi geliştirmenizde faydası olmaz. Seminerden sonra öğrendiğiniz tekniklerin üzerinde sabırlı bir şekilde çalışmalısınız. Bol tekrar ile bunları sindirmeli ve kendi gelişiminizi takip edebilmelisiniz.
Bir binanın temelini atmadan, demirini ve çimantosunu iyi ayarlayamadan katları çıkamazsınız, yıkılır. Sürüşte de temeli sağlam atın ki, üzerine koyduğunuz sürüş teknikleri ve tecrübeleri yıkılmasın.
Motosiklet kıyafetlerinizi de giyerken sabırlı davranın ki, hiçbir şeyi atlamamış olun. Acele ile giyilmiş kaskın boyun bağını bağlamayı unuttuğunuz bir sürüşte düşmek istemezsiniz sanırım. Sabırlı bir şekilde giyinin.
Bir televizyon kurulumunda sabırlı davranmayıp kendi başınıza bu işi halletmenizin size maliyeti en fazla televizyona verdiğiniz para kadardır. Ama motosiklet sürüşünde sabırsız bir davranışın geri dönüşümü daha acı olabilir.
Sabırlı davrananın ki zaman kazanın. Zaman, sürüşte en gerekli şeydir. Zamanı elde edebilmek için de, sürüşünüzü geliştirmek için de sabırlı olun.
Talihsizlik zaman zaman insana musallat olan bir sabırsızlıktır.
Goethe
Yolda her hangi bir talihsizlik yaşamamak için daha sabırlı olmak gerekliliğini unutmayın.
Bir Mil daha fazla Sürün..

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


En son ilbera tarafından 28 Haz 2010, 21:13 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 20:31 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
UZUN MESAFE SÜRÜŞÜ

“Her spor dalında sporcuları iki kategoriye, her ne kadar çok azı tamamen birinde yer alacak olsa da ayırabilirsiniz: Ne kadar ileri gidebileceklerini görmek isteyenler ve de ne kadar ileri gittiklerini başkalarının görmesini isteyenler.”
Tüm Iron Butt ve Uzun Mesafe Sürüşleri, yapıldıkları ülkenin Trafik Kanunları ve Hız Limitlerine uygun şekilde yapılmak zorundadır.
Kişisel sınırların keşfedilmesi tüm spor dallarının ardındaki motivasyondur; sınırları genişletmek sadece Olimpik Oyunların amacı değil (Citius, Altius, Fortius ilkeleri – Daha hızlı, Daha yüksek, Daha güçlü) aynı zamanda her sporcu kişiliğin içsel kaynağıdır.
Sele üzerinde zaman harcamanın sebepleri çeşitlidir ve kişiden kişiye değişir. Bazı günler “oraya varmanız” gerektiğinden, bazı günler “orada olmanın” zevkinden, bazen ise sadece sürüş zevkinden… Motosiklete binmenin sebebi, birçok spor dalında olduğu gibi sorgulanmamalıdır.
Uzun Mesafe Sürüşü- UMS hareketinin başlangıcında muhtemelen “motora binmenin zevki için sürmek” vardır. Çünkü solo yapılan bir sürüşte, günlük hayatta bulmanın çok zor olduğu bir “macera” unsuru vardır.
UMS’yi denemek için eğlence, aktivite ve macera unsurları yeterli değildir, sürüş becerilerini rafine etmek ve eğitim almak zorunludur.
Nasıl bir kısa mesafe koşucusu 100 metre yarışındaki performansı yakalayabilmek için uzun bir çalışma dönemi geçiriyorsa, uzun mesafe sürüşü yapmak isteyen bir motorcu da her sürüş fırsatını sürüşünü geliştirmek için kullanır.
Sürüş Geliştirme Kurslarında, gözlem yapılan binicilerin çoğunun sürüş kalitesinin 15/20 dakikadan sonra düşürdüğü gözlenir. Yeni başlayanların (ya da az eğitimli/tecrübeli olanların) uzun süre aynı dikkati koruyamadıklarını biliyoruz. Bu sürücülerin zihni yoldan uzaklaşıyor, etrafı tarama bırakılıyor, hedefe kilitlenme artıyor, bakışlar yakına geliyor, pozisyon/hız/vites kontrolün dışına çıkıyor; sürücü yerine motor ve yol kumandayı ele alıyor.
UMS çalışmaları, farklı sürüş ortamlarında uyanıklığı ve dikkati uzun süre koruma kapasitesi kazandırıyor. Bu faaliyet sürücüleri, kişisel değerlendirme, kişisel sınırları ile yüzleşme, fiziksel kapasiteyi sürekli değerlendirme ve yetersizlikleri problemsiz kabul etme sanatlarında geliştirir.
UMS çalışmaları, günlük sürüş şartlarında çok faydalı olan planlama, yön bulma ve organizasyon becerilerini de kapsar. Hepsinin üstünde UMS, “iyi” (amaca ulaşmak için uğraş verme) ve “kötü” (sınırları bilme) bilgeliklerini anlamaya yardımcı olur.
UMS çalışmalarına alçak gönüllülük ve istekle yaklaşılmalı, derece derece artan eğitim ve tecrübe için zaman harcanmalıdır. Kişisel farkındalığın iyi bir öğreticisi olan UMS çalışması, egolarını kontrol edemeyenler veya sınırlarını bilemekten yoksun olanlar için tehlikelidir. Her aşama öncesinde ve sırasında aşağıdaki beş madde ciddi olarak değerlendirilmelidir:
• Fiziksel form: Çok önemli, zira çok az motorcu sağlıksız, koca göbekli, gevşek kaslı veya formdan düşük bir bedenle motosikletçiliğin uyuşmadığını anlamaktadır. Fiziksel olarak formda olmayanlar her zaman kendileri ve diğer yol kullanıcıları için birer tehlikedirler, özellikle de uzun mesafe sürüşüne kalkışmışlarsa.
• Zihinsel uyanıklık: Uzun süre boyunca “şimdi ve burada olabilme”, günümüz toplumunda bize öğretilen bir erdem değildir. Otomobil de kullanan biniciler için zihinsel uyanıklık sağlamak zordur, çünkü otomobil “bir çok aktivite ile aynı anda uğraşma sendromu” yaratır. UMS ile ilgilenmeyi düşünenler, “iyi sürmek” dışındaki tüm düşüncelerinden arınmak becerisine sahip, çevrenin ve motosikletin ise her an farkında olmalılardır.
• Tecrübeden gelen sürüş becerileri: UMS tecrübesizler için değildir. Tecrübeler ile dolu koca bir birikim, “ya şöyle olursa?” sorusuna cevap verebilen, “o an” geldiğinde doğru araçla doğru hareketi yapabilecek bir sürücü gerektirir
• Risk algılaması ve riski yönetme becerileri: UMS çalışmasına başlayacak olan kişi, her motosiklet aktivitesinde bulunan riski tam olarak anlayabilecek düzeyde olmalıdır. UMS sürücüsü Selim Demirel bunu iyi açıklamıştı: “Risk tahmin edilmemeli, apaçık ortada olmalı. Yaptığın her hareketteki tehlike potansiyelini görüp bir getiri/götürü analizi yapabilmelisin. Riski bu kadar iyi görebilmenin tek yolu, riskle ilgili derin bilgi ve sağlam eğitim edinmek. Böyle olmazsa, risk öylesine ani beliriyor ki, bu ancak kazanın geldiğini bildiriyor. Aslında sadece motosiklette değil, tüm hayat için geçerli bunlar.”
• Alçakgönüllülük: Sürücü devamlı olarak yetenek düzeyini, yorgunluğunu, fiziksel formunu ve zihinsel uyanıklılığını kontrol altında tutabilmelidir. Bu kaynaklarda azalma gördüğünde sürücü kedini suçlamadan, pişmanlık duymadan durmayı başarmalıdır.
Bu spor herkes için cazip değildir: her koşu yapan maratona katılmak istemez. Herkes uzun mesafe sürüşü için çalışma yapabilir ancak sadece beceriye, arzuya sahip olup EGOLARINI kontrol edebilenler uzun mesafe sürüşüne kalkışmalıdır.
Şu “uyarı” her motosiklet dalı için geçerlidir: Sadece yol tecrübesi olan bir sürücünün, gerekli eğitim ve tecrübe olmaksızın pistte veya ralli tarzı bir yarışa katılması intihar olabilir. İyi eğitim ve tecrübe edinmeden girişilecek bir uzun yol denemesi de benzer şekilde kötü sonuçlar doğurabilir. Başarılı bir giriş için zaman, bilgi, adanmışlık ve sabır zorunludur; ve tüm dayanıklılık sporlarında olduğu gibi başarı için adım adım ilerlenmelidir.
Forma girin, eğitim alın, tecrübe edinin ve sonra kendinize uygun bir amaç edinin ve zamanla sürüşünüzü adım adım geliştirin.
Ciddi adanmışlık zorunludur. UMS tecrübesi ile ilgili H.Marc Lewis şöyle yazıyor: “Saatlerce sürüşten sonra, uzaklaşmış, kırsal yerlerden geçerken kafamdaki “gürültü” azalıyor ve zihnim berraklaşıyor. Her şeyi daha net görmeye başlıyorum. Aklıma fikirler, planlar geliyor. Bazen, o haldeyken kalbim o kadar mutlulukla doluyor ki yerinden fırlayacakmış gibi oluyor.”
Avrupa’da ve dünyada 34 binden fazla Iron Butt Derneği üyesi, uzun mesafe sürüşünün uzman elçileridirler.

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 20:34 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Yavaş Yavaş Artırarak Fren Yapmak!

Jon Taylor

İngiltere’de 1951 yılında doğan Jon halen orada ailesiyle birlikte yaşamakta. 1985 yılında British Motorcycle Racing Club’a katılan Jon, 250 cc sınıfını tamamladı ve ulusal ACU yarış lisansını ilk yılda aldı. 500 ve 600 ccleri de tamamlayarak yarış kariyerine devam eden Jon, 500 ve 600 cc sınıflarını da tamamlayarak 500 cc Open Championship ve 600 cc Production Championship’i kazandı. 1986 yılında Jon, Sir Ben Ball Trophy’i, Brands Hatch Grand Prix’nin ana karşılaşmasında kazandı ve aynı turda yeni bir 600 cc Production Race rekoru kaydetti.
Jon 1978 yılında RAC/Acu eğitmen oldu ve Star Rider motosiklet eğitim şemasına katılarak 1981 Gold Star testinde sınav düzenleyici oldu. Bir sonraki yıl Police Advanced Motorcycle sınavını birinci seviyede geçti. Jon İleri Motorcular Enstitüsü için sınav yapar bu İngiltere’nin en prestijli eğitim programıdır; 1990 yılında Jon eğitmen olarak Nurburgring Yarışı’na davet edildi. Aşağıda Jon’un fren yapma konusundaki önerilerini bulacaksınız.
Motosiklet sürerken kazandığınız tüm becerilerin içinde denediğiniz her şey başarısız olur ve en beklenmeyen şey başınıza gelirse, mümkün olan en kısa zamanda hızdan kurtulmanız gerekir. Şunu dediğinizi duyar gibi oluyorum. Motor kullanmayı öğrenirken, tüm kontrol bendeyken 50 km’den fren yaptım, hiçbir tekerlek kilitlenmedi , hiç sorun çıkmadı. Evet ama bahse girerim ki bunu hızlı giderken, diyelim ki 150 km ve üzerinde giderken yapmadınız. Ya da bunu motorunuz yüklüyken, bir yolcu taşırken veya kaygan bir köşeyi dönerken yapmadınız. Aranızdan birinin ‘Deli mi?’ dediğini duyar gibi oluyorum. ‘Beni asla ıslak ve kaygan bir yüzeyde fren yaparken göremeyecek, bu tam bir çılgınlık!’
Şimdi bu konunun üzerinde düşünelim. Acil durumlar her zaman düz yollarda, kuru yüzeylerde ve tek başına giderken mi meydana gelir? Elbette hayır ve hem kendimizin hem de makinemizin kapasitesini ve yeterliliklerini gerçekten bilmek için yalnızca pratik, pratik ve pratik yapmak değil, fren yaptığımız zaman olup bitenlerin ardındaki kuramı da anlamak gerekir. Ne kadar akıllı olursanız olun beyniniz bir panik halinin ortasında yeni durumları öğrenmeye ve idrak etmeye yetmez. Yeni bir güvenlik kampanyasında, 70 km ile giden bir araçla meydana gelecek bir terslikte yaşam şansınızın %10 olduğu kanıtlanmıştır. 50 km ile giderken bu %50’ye, 30 km ile giderken de %90’a çıkar. Fren yapma becerilerinizin pratiğini yapmak ve günlük motor sürüşünüz sırasında karşılaşabileceğiniz HER duruma uygun hale getirmek sizin insiyatifinize kalmıştır elbette. Fren yapmaya ihtiyacınız olduğu anda, tutup da bunun pratiğini yapamazsınız. Tüm dikkatinizi içinde bulunduğunuz duruma vermeniz gerekir. Ne tür bir eylemde bulunacağıza karar vermeniz de böylesi bir durumun zaman darlığında kolay olmayacaktır; bir de bu dar zamanda yaralanmayacak bir güvenliğe varacak kadar hızınızı azaltmanız gerektiğini düşünün. Demek ki fren becerilerinizin önceden provasını yapmadan bu beceriyi içgüdüsel ve refleksif hale getiremezsiniz, bir aciliyet durumunda da en kötü senaryoda yaşamınızı şansın ellerine teslim etmiş olursunuz.
Ağırlığın Aktarımı
Demek ki önce kuram, bakalım fren yaptığımız zaman tam anlamıyla ne olmakta?
Kendinizi makinenizin üzerinde otururken hayal edin, averaj bir sürücü averaj bir makineyle %50 ön tekere %50 arka tekere yük binecek biçimde yaklaşık 300 kg eder. Demek ki her tekerleğin üzerine tekerleği yola bastıran 150 kg düşer.
Fren yaptığımız zaman ağırlığın aktarımı diye bildiğimiz şey meydana gelir, çatalları makineye bağlı teleskopik çatallara doğru bastıran da budur. Ağırlık aktarılınca, yay sıkışır ve daha da fazla ağırlık aktarımı meydana gelir. BMW’nin teleleveler yayı gibi ön süspansiyon sistemi olan makinelerde de ağırlık aktarımı meydana gelir, ama çatal bastırması olmadığı için bu aktarım daha azdır. Demek ki ağırlık öne aktarılır. Peki arkada ne olur? Bilindiği gibi arka tekerlekte ağırlık kaybı meydana gelir, peki bu neden sorun yaratır? Şimdi kantinlerde bulunan metal plastik karışımı iskemlelerden birini düşünelim. Sandalyeden kalkarsak ve sandalyeyi itersek, sandalye de boşsa taban yüzeyinde rahatça kayar. Ama sandalyenin üzerine 100 kg’lik biri otursa ve itmeye kalkarsanız hikaye değişir. İtebilirsiniz elbette, ama bunu yapmak güç gerektirir. Neden?
Bu gücün bir bölümü artan ağırlığı yenmek için gereklidir elbette, ama bundan çok daha fazlası sandalyenin bacakları ile taban arasındaki sürtünmeyi aşmak için gereklidir. İskemle ile yer arasındaki bu tutuşa sürtünme katsayısı adı verilir. Şimdi bunu makinesinin üzerinde oturan sürücüyle nasıl ilişkilendirebiliriz? Sürücü fren yapmaya başlayınca, ön tekerleğinde 150 kg civarında bir yük vardır, ama yük öne aktarıldıkça, bu 200’e çıkar, giderek artar, makineye bağlı olarak 300 kg.’ye bile varabilir.
Şimdi yeniden üzerinde 100 kg ağırlında birinin oturduğu iskemlemize dönelim. Ön tekerlekteki ağırlık arttıkça, yol tutuşu da artacaktır, demek ki levyeye daha fazla güç uygulayarak daha fazla fren kuvveti yaratabiliriz. Ama sürücü bir acil durumda yaptığı gibi bir anda levyeyi sonuna kadar sıkarsa, diyelim ki 175 kg’lık bir güçle tekerleği kilitleyecek kadar kuvvet uygulayarak aniden sıkarsa ve bunu hız aktarımı gerçekleşmeden yaparsa, bu durumda ne olur? Evet tekerlek 150 kg ile kilitlenir. Demek ki yapmamız gereken başlangıçta biraz daha az güç uygulamak, örneğin tekerleği 150 kg ile kilitleyecek miktardan biraz daha azını uygulamak, sonra yavaş yavaş gücü tekerleğin kilitleneceği noktaya kadar artırmaktır. Dediğim gibi bu 300 kg bile olabilir ve %100 ağırlık aktarımı gerçekleştirilmiş olur. Buna bazen ‘limon biçimli fren’ adı verilir. Karmaşık mı? Bir limonun dış çizgilerine bakın, sığ bir eğimle başlar, eğim giderek artar, bir tepe noktasına erişir, azalmaya başlar ve bir sona ulaşır. Sizin fren basıncınız da böyle olmalıdır. Aynı biçimde sürücü levyeye basıncı KADEMELİ olarak uygulamalı, bir tepe noktasına ulaştıktan sonra azaltarak çatalların aniden genişlemesini de engellemeli ve durmalıdır. Yolcu taşıyanlarınız bu kademeli fren yapma yöntemine her fren yaptıklarında minnet duyacaklardır. Fren yaparken kaskları çarpışanlardansanız, bu yöntemi hemen uygulamaya başlamalısınız!
Peki ya arka tekerlek? Elbetteki ön tekere giden fazla yük arka tekerden gelmektedir. Demek ki ön frendeki basınç arttıkça arka frendeki basınç azaltılmalıdır. Ancak bu azalma ve artışı ters orantılı olarak uygulayabilmek hiç de kolay değildir ve pek çok kişinin yalnızca pratik yapmak amacında olsalar bile yeteneklerini aşar. Bu nedenle pek çok kişinin söylediği gibi arka freni hafifçe sıkın ve dikkatinizi öne verin. İşin çoğunu yapacak olan ön freninizdir ve burada doğru bir uygulama yapmayı başarmanız yaşamsal önem taşır.
Şimdi olaya yolcu taşımak, hatta bagaj taşımak gibi bir iki değişken daha ekleyelim. Ne olur? Arkada daha fazla ağırlık taşıdığımız için arka freni daha çok kullanabiliriz her şeyden önce. Arka tekerleğin üzerinde neredeyse iki katı kadar fazla yük olacak ön tekerlekteyse, yük aktarımı başlamadan önce tekerlek üzerindeki yük makinenin teker tabanına bağlı olarak önemsizleşecektir. Ancak bir kez yük aktarımı başladıktan sonra, fazla yükün çoğu ön tekerleğe aktarılacaktır. Yolcunuz şişmansa bunu özellikle göz önünde bulundurmalısınız, bu durumda aktarım gerçekleştikten sonra levyeye uygulamanız gereken basınç epeyce fazla olabilir.
Peki bagaj ya da yolcu taşıyorsak durabilmek için fazladan ne kadar mesafeye ihtiyacımız vardır? Frenlerinizin hem yolcunun hem de taşıdıklarının yükünü durdurmaya yetecek olduğunu varsayarak bu soruya verdiğimiz yanıt şaşırtıcıdır. Bu mesafe aynı olacaktır. Peki neden? Çünkü her şey sürtünme katsayısına bağlıdır. Genel olarak daha fazla yük, tekerlekler üzerinde de daha fazla yük ve daha fazla yol tutuş anlamına gelir; hızınızın azalması ise yol üzerindeki sürtünmeyle orantılıdır. Kazalardan sonra polisler aracın ilk hızını yoldaki fren izlerinin uzunluğundan hesaplayabilirler. Aracın boyutunun ya da ağırlığının bir önemi yoktur, tekerlekler kilitlendikten sonra araç tekerlek ve yol yüzeyi arasındaki sürtünme katsayısıyla hesaplanabilen bir mesafede duracaktır (kazalar açasından motosikletliler için böyle bir uygulama yoktur gerçi ama, kimse bir tekerleğin üzerine ne kadar fren oranı bindiğini bilemez. Arabalardaysa iki fren sistemi kullanılır ve fiziksel etkileri hemen hemen aynıdır).
Şimdi dışarı çıkıp da pratik yaparsanız, yük taşırken durmanızın daha uzun mesafe aldığını ve daha uzun sürdüğünü göreceksiniz, bunun nedeni taşıdığınız fazladan yükü fren yapma gücünüzü artırarak dengelememenizdir, bu alışkanlığı da pratikle kazanabilirsiniz.
Demek ki sürücü öncelikle başlangıç için yeterli bir fren gücü uygulamalı, başlangıç için uygun bir ağırlık aktarımı sağlamalı, daha sonra ön fren üzerindeki gücünü kademeli olarak artırarak ağırlık aktarımının sağladığı fazladan yol tutuşun tüm avantajını kulanmalıdır. Yukarıda görüldüğü gibi bu taşınan yüke bağlı olarak değişir ayrıca tekerlek ve yol yüzeyi arasındaki yol tutuş da bunu etkiler. İsterseniz buz, yağ döküntüsü, ıslak ve bozuk bir yüzey üzerinde giderken ya da makinenizi eğerken ön freninize 100 kg.’lik bir fren gücü uuygulayın sonuç kilitlenmiş bir tekerlek olacaktır. Tüm bu etmenleri katlayarak çoğaltırsanız, makineyi durdurabilmeniz bile bir mucizedir.
Tekerlek Tabanı
Ağırlık aktarımını yani fren yapma performansını etkileyen başka bir etmen de tekerlek tabanıdır. 600 cc.’lik süper spor hafif bir makinenin fren yapma özellikleriyle geniş bir tur motosikletinin ya da bir Harley Davidson’un fren yapma özellikleri arasında büyük farklılıklar bulunur. Süper sporun tekerlek tabanı kısayken, tur motoru çok daha geniş bir tekerlek tabanına sahip olacaktır ki, yolcusu rahat etsin ve bagaja yer kalsın. İki tip makine üzerindeki fren disklerine bakın. Hafifliğine karşın spor motosikletinde önde iki çok geniş disk, arkada da çok küçük bir dist göreceksiniz, bu daha fazla yük aktarımı gerçekleştirerek hızlı giderken fren yapmayı kolaylaştırır. Tur motosikletindeyse önde spor modeldekilerin aynı ya da daha küçük diskler, arkadaysa çok daha geniş bir fren diski olduğunu göreceksiniz.
Tüm bunların nedeni tekerlek tabanı ile ilintilidir. Ön ve arka tekerleğin tabanının merkezinden makinenin ağırlık merkezine hayali bir üçgen çizin (bunu yaparken sürücüyü motorda düşünün, üçgenin tepe noktası yakıt tankının arkasına bir yere denk gelecektir). Bunu hem spor motosiklet hem de tur motosikleti için yapın. Ne görüyorsunuz? Spor motosiklete ait üçgenin tabanı çok daha kısadır ve tabanına oranla yüksekliği tur motosikletininkinden daha fazladır. Peki hangisi daha dengeli. Sanırım hepiniz tur motosikletinin daha dengeli olduğu konusunda hemfikirsinizdir. Bu nedenle spor motosikletlerde kolayca %100 ağırlık aktarımı gerçekleştirilebilir. Bu bir tur motorunda hemen hemen olanaksızdır. Bir Gold Wing’in arka teker havada durduğunu gören elini kaldırsın! TV’de spor motosikletlerini izlerseniz sürekli %100 ağırlık değişimini gerçekleştirdiklerini görürsünüz. Arka tekerlekleri sürekli havadadır!
Sürücümüz denklemini kurarken yalnızca yol yüzeyine ilişkin tüm değişkenleri değil, tekerlek tabanını, taşıyacağı yükü, makinesinin fren performansını ve önceden sözünü etmediğimiz bir şeyi, eğim açısını da göz önünde bulundurmalıdır.
Makinenin fren performansı üzerinde yol yüzeyinin, sürtünme katsayısının ve ağırlık aktarımının miktarının önemi olduğu gibi eğim açısının da önemi vardır. Bir makine 45 derece yatmışsa, kuramsal olarak tekerlekleri dışa iten dönme kuvveti miktarı makineyi yol yüzeyine iten ağırlığın miktarına eşittir . Yönü yere doğru olan bu kuvveti artırırsanız makine kaymaya başlar. Tırtıklı yol yüzeyinde giden ve yapışkan tekerlekleri olan bir makine tekerlekler deforme olup küçük bir mekanik kilitlenme sağlayacağı için bu kuramsal 45 dereceyi biraz aşabilir. Anlamanız gereken şudur, makine eğildikçe, yönetme, fren yapma gibi etkinlikler için gerekli yol tutuşu azalır; ve 45 derece civarında hiç kalmaz. Yol yüzeyi karlı, buzlu ya da ıslaksa birkaç dereceyi geçince fren yapamadan ya da makinenizi düzeltemeden kaymaya başlayabilirsiniz!
Tüm Bunların Pratiğini Yapalım
Peki bir insanoğlu yukarıda tüm söylenenleri aklında tutarak belli bir anda ne kadar fren yapması gerektiğini nasıl hesaplayacak? İşte şimdi şu bizim eski pratik kavramına döndük. Ancak bir makineyle, belli bir hızda ve düz bir araba parkında yaptığınız pratik gerekli donanımı kazanmanızı sağlamayacaktır. Fren yapma alıştırmasını dönme de dahil farklı durumlar için yapmanız gereklidir. Bunu kababalık bir yolda yapmayı aklınızdan bile geçirmeyin, bir yarış pistinde, özel bir arazide, daha etkili sonuçlar elde edebileceğiniz bir yerde yapın. En önemli şey aşama aşama işe koyulmanızdır, ilerledikçe bilinçlenir, makinenin sizden ne istediğini kavramaya başlarsınız. Yarışçılar bunu sürekli yapar, adına pratik yapma dersleri denir.
Farklı bir durumda, bir virajda fren yaparken de yeterli basınç uygulayarak kaymadan ağırlık aktarımını başlatmak (eğim açısına bağlı olarak elbette) için şimdiye dek söylenen kuralların aynıları uygulanır. Daha sonra aşamalı olarak basıncı artırırsınız. Peki makine ne yapar? Dikilmeyi ve virajın dışına düz gitmeyi dener, bu nedenle ters yöne manevra yaparak makinenin izlemekde olduğu yolda kalmasını sağlamanız gerekir. Bunu boş zamanlarınızda deneyebilirsiniz, bu beceri bilinçaltınıza yerleşerek hiç gelmemesini umduğumuz o an, bir dönemece geleceğiniz ve önde bir kazanın yolu tıkamış olduğunu göreceğiniz durum için sizi hazırlar. Virajın tam ortasında fren yapmaktan başka çareniz kalmamıştır ve tüm çalışmalarınız işe koyulur, umarız ki durabilirsiniz, ama duramasanız bile hızınızı kalkıp da yeniden yola koyulabilecek kadar azaltmış olursunuz. Demek ki aklına gelebilecek her tür farklı senaryoların üzerinde alıştırma yapmanız gerekli. Bir yolcu size yardım etsin, sürüş arkadaşınız bu işi yapabilir, sonra da siz ona aynı biçimde yolcu olursunuz. Arkanızda o varken ne kadar kısa zamanda durabildiğiniz sizi şaşırtacak, garantisini veririm ki yalnızca kendi ağırlığınız değil bir yolcunun ağırlığı da eklendiği zaman sürücün ne kadar kol kuvvetine gerek duyacağını görmek de sizi aynı biçimde şaşırtacak!
Tekerlekleri Kilitlemek
kendinize güveninizi kazandıktan sonra tekerlekleri kilitleme alıştırmaları yapın. Arka tekerlekle işe başlayın, trafik olmayan düz bir yüzey bulun, 50 kph hızla düz bir hat üzerinde giderken arka tekerleği kilitleyin ve makine durana kadar kilitli tutun, bir yana ya da ötekine kayarsa, makineyi idare etmek için kalçalarınızı kullanın.
Bu pek çok deneme gerektirebilir ancak bu beceriyi geliştirebilirseniz, bir acil durumda üzerinde bilinçli olarak düşünmeden arka tekerlek kaymasıyla başa çıkmayı öğrenmiş olursunuz. Kendinizi yapabilecek gibi hissediyorsanız, aynı şeyi ön tekerlekle de yapın ama bazı önemli farklılıklar vardır. Ön tekerleği kilitli tutmak tam bir kontrol kaybına yol açacaktır bu nedenle 70 kph gibi bir hıza çıkın ve ön freni anlık olarak sıkıp bırakın (bunu yalnızca bu alıştırma için yapın). Bir tür ritimli fren yapma. Daha hızlı giderken arka tekerlekten kaynaklanan bir ciroskopik stabilite olacak bu nedenle yaptığınız frenin motorun dengesi üzerinde fazla etkisi olmayacaktır. Ayrıca aslında genelde yapmak istedğimizin tam tersi bir hareket olan ani frene asılmak, daha önce tanımını yaptığımız gibi, bir tekerleği etkili ağırlık aktarımı yapmayı beceremeden kilitlemenin en etkili yoludur.
Burada yapmak istediğimiz kilitlenmiş bir ön tekerleğin yarattığı duyguyu görmek. Bu acil bir durumsa beyninizin bir şey öğrenecek zamanı olmaz, ama daha önceden deneyiminiz varsa, bunun ne olduğunu çabucak anımsayıp durumu düzeltebilir. Almanya’da Nürburgring yarış pistinde verilen sürüş kurslarından pek çoğunda kursa devam edebilmek için eğitmeninize önce arka, sonra da ön tekerleği kilitleyebildiğinizi göstermeniz gerekir!
Her günlük sürüşünüz sırasında fren yapma sınırlarınızı test etmenize gerek kalmamasını ümit ederim, ama pratik yapmanın yararını unutmayın. Önce yavaş ve yumuşak başlayın, daha sonra ortada sertçe basınç uygulayın, daha sonra hızlanırken de yavaşlarken de gittikçe bu basıncı azaltın, hem yolcunuz rahat edecek hem da daha rahat motor süreceksiniz.
Kontrollar
Frenlerinizden en iyi sonucu almanın bir başka yolu da kontrollarınızın nasıl ayarlandığıdır. Birbirinin aynı iki kişi yoktur ve parmakların uzunluğu, elin boyutu, adele gücü gibi özellikler kişiden kişiye değişir. Ancak tüm büyük makinelerin üzerinde arka ve ön tekerlek frenlerinin mesafesini ayarlayabilme olanağı vardır ve bu fren yapma performansınıza katkıda bulunur.
Ön fren levyesi gidona paralel durduğu zaman daha fazla güç uygular, en ideali ön fren levyesini, leyve gazın iki cm üzerinde olunca tam olarak uygulanabilecek biçimde ayarlamanızdır. Böylece fren yapmak için en az miktarda güç harcar ve tam istediğiniz noktada kontrol sağlayabilirsiniz. Arka freniyse ayağınızı ayaklıktan kaldırmadan ya da ayağı geniş bir açıyla döndürmeden uygulayabilmeniz gerekir. Yine ayak tabanının bir iki cm altında sert yollarda istemeden fren yapmanızı engelleyecek ve freni kullanırken maksimum kontrolu sağlayacak bir hat olmalıdır.
İki Fren Yapma Biçimi
Ayrıca iki türlü fren yapıldığını da unutmamalısınız, biri frenleri yukarıda tanımlandığı gibi kullanarak yapılan fren, öbürü de motor freni. Çok iyi olduğunu bildiğiniz bir sürücüyü izleyin, sizi en çok etkileyen şeylerden biri frenlerini hemen hemen hiç kullanmaması olacaktır. Neden? Çünkü planlamaları ve gözlemleri o kadar yetkindir ki, olana zaten tepki vermiş ve gazı ayarlayarak hızı HAFİFÇE düşürmüşlerdir bile, motor freni yapmak için gerekli olan da budur.
Ancak vites kutusunu fren gibi kullanmanın ihtiyacınız olan şey olduğunu da düşünmeyin, çünkü bunu yapmak sürüşünüzü öncekinden daha sert hale getirecektir. Yeterince yetkinleşmemiş olan bazı sürücüler gereğinden fazla motor freni kullanarak iyi sürücüleri taklit eder ve arkalarından gelene fren lambasının yandığını göstermemek için ellerinden geleni yaparlar. Bazıları o kadar ileri gider ki, arka fren lambasını söker ya da lamba yalnızca fren levyesi üzerinde oyalandıkları zaman yanar. Böylelikle birileri onları lambayı sökmekle suçladığı zaman sıkı ve uzun bir arka fren yapar ve lambanın çalıştığını gösterirler! Aslında yaptıkları gözlem yapamadıklarını, planlamalarının eksik olduğunu, doğrudan sorunla ilgilenemediklerini fazladan motor freni yaparak gizlemektir.
Ancak yokuş aşağı giderken motor freni etkin olarak kullanılabilir. Bir alçak viteste olmak motorun yerçekimi etkisiyle yokuş aşağı hızlanmasını engeller, fren de eğimlerden önce ya da yolda karşımıza çıkan başka engeller karşısında kullanılır.
Çok kaygan yüzeylerde arka fren size motor freninden daha iyi kontrol sağlar ancak bu makinenize de bağlıdır. Çok fazla motor freni kullanılan makineler (büyük kapasiteli tekil ve ikizler özellikle de yakıt enjeksiyonları varsa), bu koşullar altında gazı keserek arkadaki tutuşu ortadan kaldırabilirler, eğer daha frene dokunmadan arka teker kalkarsa bu durum sürücünün paniğe kapılmasına neden olabilir. Bu koşullarda debriyaja basmak ve çok hafifçe arka fren yapmakta yarar olabilir, tekerlekler tekrar kaymaya başlarsa freni bırakın sonra yavaşça yeniden basınç uygulayın. ABS frenleriniz varsa daha da iyidir çünkü sizin yerinize bu işi yaparlar. Böylelikle arka frendeki basınç üzerinde gaz kolunu kontrol ederek sağlayacağınızdan daha çabuk ve daha duyarlı bir kontrol sağlamış olursunuz. Bu şaftı olan makinalerde daha fazla farkedilir, çünkü bu tip makinalarda torkun fazla olmasından dolayı şaft etkisi denen, motorun arka kısmının güç verildiğinde kalkması veya tersi olması meydana olayı gelir.
Anti –Lock Frenler ya da ABS
Henüz değinmediğimiz bir fren sistemi de anti-lock ya da bilinen adıyla ABS fren sistemleridir. Bu elektro-mekanik bir sistem olup tekerleğin ne zaman kitleneceğini ya da kilitlendiğini anlar ve o fren üzerindeki basıncı yol tutuşu tekrar kazanılana kadar otomatik olarak düşürür, sonra fren yapmak için gereken basıncın yeniden uygulanmasını sağlar, tüm bunlar saniyenin onda biri kadar sürelerde, sürücünün yapabileceğinden çok daha hızlı meydana gelir.
ABS frenlerin en önemli yararı sürücüye durum öyle gerektiririyorsa tekerleğin kilitlenip de kontrolünü kaybetme korkusu yaşamadan sert fren yapma imkanı sağlamasıdır. ABD’de yapılan bir araştırma acil durumlarda sürücülerin arka freni aşırı derecede sert kullandığını, kontrollerini kaybetme korkusuyla ön freni hiç kulanmadıklarını ya da çok az kullandıklarını ortaya koymuştur.
Daha önce de gördüğümüz gibi, sert fren yaptığımızda motosikleti durdurma işinin çoğunu yapan ön frendir, ayrıca yine gördüğümüz gibi, hızı çabuk ve etkili düşürebilmekle bunu yapamamak arasındaki fark yaşamayı ya da ölmeyi belirler. Eğer sürücü ABS’nin kendisini kurtaracağına inanarak ön fren levyesini sıkıca sıkabiliyorsa, ABS’si varken bu freni kullanma ihtimali deneyim ya da pratik eksikliğinden çekinerek kullanmama ihtimalinden çok daha fazladır.
Ancak ABS’nin sizi her zaman kurtaracağını da düşünmeyin. Motorlarda ABS sisteminin bir sorunu makinenin bir iki dereceden daha fazla yana yatmasında kendini gösterir. Daha önce de söylediğimiz gibi ABS tekerlek kilitlenmeden ya da kilitlenmek üzereyken bu durumun ayırdına varır. Epeyce bir açıyla yan yatmışsanız, anlık bir kilitlenme motorun yana kayması için yeterli olacaktır, bu durumda ABS’nin anlık olarak basıncı azaltması da bir işe yaramaz. Tekerlek yana doğru kaydığı için arka tekerlek yeniden eski hızına kavuşamayacak, sensör tekerleğin kaymaya devam ettiğini düşünerek basıncı yeniden uygulamayacaktır. Sonuç ne mi olur? Tekerlekler makinenin altında dışa doğru kayar ve sürücü kontrolünü yitirir.
Senaryoları Gözden Geçirmek
Bu bölümün başında kötünün kötüsü meydana gelirse, hızı etkili olarak azaltmanın sonucu nasıl etkileyeceği üzerinde durduk. Ancak gerçek durumlarda genellikle yanlış bir karar alınır ve bu da durumu olması gerekenden daha kötü yapar. Örneğin motosikletçi için en önemli tehditlerden birini ele alalım, yana dönüşte yola çıkan bir araba olsun.
Eğer sürücü bu durumdan kaçınmak için başka araçları zamanında kullanmamışsa,o andaki koşullara göre çok hızlı bir karar vermesi gerekebilir, bu da şudur; sert bir fren yaparak hızımdan kurtulmalı mıyım (bu sizin canınızı acıtacaktır), yoksa etkili biçimde ters-yönlendirme yaparak durumdan kaçınmalı mıyım?
Eğer sürücü ikincisini seçerse, fren yapmamayı seçmiş demektir, çünkü fizik yasaları bir motorun hem sert bir fren yapıp hem de aniden yön değiştirmesini engeller. Eğer arabanın sürücüsü motoru görmüş ve durmuşsa bu işe yarar, ama bu tehlikeyi göze alacak mısınız? Eğer araba gitmeye devam ediyorsa onunla yine, ama hafifçe farklı bir konumda çarpışırsınız. Siz ilerlemişseniz o da durmamışsa, yolun öteki yanında karşılaşırsınız, onun yola çıkacağını varsayarak arkasına doğru giderseniz, o da durursa arkadan çarpışırsınız. Her iki durumda da göz önünde bulundurmanız gereken asıl şey çarpışmada ilk hızınızın çoğunun etkisinin olacağıdır!
Arabanın ön tarafından sert bir manevra yapmaya yeltenirseniz, kendinizi gelen trafiğin karşısında bulursunuz, bu durumda hızınıza bir de gelen trafiğinkini eklemeniz gerekir ki, sonuçların sözünü bile etmeye gerek yok! Demek ki ilk dikkate almanız gereken şey koşullara uygun olarak yapabildiğinizce hızınızı düşürmeniz, makinenizin kontrolünü elden kaçırmamanız; öbür sürücünün ne yapacağına temellenen her eylem bir kumardır.
Burada sözü edilen türünden senaryoları kafanızdan geçirmek böyle bir durum gelecekte karşınıza çıkarsa en iyi tepkiyi göstermenizi sağlar. Bu pilotların uçuş simülatörlerinde yaptıkları gibi kendinizi o durumun içinde bulmadan deneyim kazanmanızı sağlar.
Özet
Her şey her zaman söylendiği gibi makinenizde olup bitenlere ilişkin kuramsal bilginizle farklı koşullarda ve senaryolarda yapacağınız pratiğin bir bileşimine bağlıdır. Motorunuzda ABS olacak kadar şanslıysanız, deneyin. Ne yapabildiğini ama daha da önemlisi ne yapamadığını görün. Kötü bir şey meydana gelirse, bunu yaptığınız için minnet duyacaksınız, çünkü beyniniz nasıl davranmanız gerektiği konusunda çabucak karar verebilecek.
Elinizdeki ve dağarcığınızdaki tüm araçları kullanarak, hızınızı kontrol ederek ve gözlem yaparak kötü durumlardan kaçınacağınızı umalım, ama en deneyimli sürücüler bile arada bir yakalanır, bu nedenle bu fren yapma becerileri üzerinde çalışın ve şansınızı artırın. Zamanı gelecek olursa sizi temin ederim ki bunca alıştırma yapmış olmanıza şükredeceksiniz!

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 20:36 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Sürüş Teknikleri ile Dolu bir Alet Çantası!

“Yeni bir şeyi öğrendiğimizde, eskisinin iyi çalışmadığına dair kanıtımız olsa bile, değiştirmeye karşı bir gönülsüzlüğümüz olur.” Motorcycle Roadcraft. The Police Rider’s Handbook
Son ARA eğitiminde bir katılımcımız, yası diğerlerine gore ilerlemiş, motorsikleti yeni keşfetmiş ve her bakımdan uyumlu birisi idi. Tüm çabalarımıza ve kendisinin uğraşlarına rağmen eğitimi bir zaman kaybı olarak düşünmüş olabilir. Yanlışlarını her düzeltmeye çalıştığımızda kısaca şu cevabı verdi:” Benim için emniyet yavaş sürmektir… ben yeni başlamadım, yavaş sürerim ve “sistem”’e ihtiyacım yoktur. Niye gözlem, pozisyon, vites, hız ve hızlanma gibi şeylerle uğraşayım?” “Sür-ve-Keyif-Al” tarzı bir yaklaşım bu haklı olabilir. Düşük ve yüksek süratlerde motorsiklet keyif verir, bir eğitmeni takip etmek veya takip edilmek bu keyfi bozabilir. Bu düşünceyi tenkit etmek de doğru değil, motorsiklet sürmek değişik yorumlara her zaman açıktır. Tecrübe, bazan dramatik de olsa, bir eğitim verir, zaten kazalar da hep başkasının başına gelir.
Fakat bu sürücüyü gözlemledikçe, eğitimsiz sürüşün hiçbir keyif vermediğini anladım. Görüşümüzün kısıtlı olduğu, motorikletle her keskin viraja girerken mücadele ettiğimiz, bozuk satıh gibi yüzeylerde nasıl kullanacağımızı bilmeden, tüm diğer vasıtaların bir tehlike olduğu bir sürüş nasıl keyif verebilir? Ama gene de herkes kendi hayalini yaşamalıdır. Motorsiklet sürücüleri de hayal etmeyi sever. Kendi kabiliyetimizi ve limitlerimizi bilmeden, olamayacağımız bir sürücü olmayı hayal ederiz. Bu hayalden yola çıkarak sürüş şeklimiz ortaya çıkar. Böylece olmak istediğimiz sürücü, kafamızda oluşur ve sonuç genellikle gülünç bazen de trajik olur. “sadece etrafta tur atmaktan hoşlanırım”, “ne kadar hızlı gidebileceğimi göstermek istiyorum”, “adrenalinle sürmek istiyorum”, gibi ifadeler sorumsuz sürücüler tarafından sıkça kullanılır.
“yanlışlar her zaman kaza olarak ceza görmediği için, kötü huylara dönüşür ve surücünün bir gün kaza yapma riskini arttırır.”
Düz bir çizgide, trafiksiz bir yolda sürmek oldukça kolaydır. Bu şekilde, sorunsuz olarak, aylarca, yıllarca birçok kilometre yapılabilir. Böyle kullanan bir sürücü diğerlerini de çok iyi bir seviyeye gelindiğine ikna edebilir. Fakat… Sürüş Teknikleri Alet Çantanızın zenginliği sadece beklenmeyen bir olayla karşılaşıldığında anlaşılır. O anda kendinizi kurtarmak için sadece birkaç saniyeniz vardır. `İşte o zaman Alet Çantanızdakileri çıkarıp kullanırsınız. Çoğu zaman bu çantadan “Sert Fren” çıkar ve bu basit aletin kullanımı her zaman uygun değildir.
Daha önceki bir yazımızda şunu belirtmiştik “Iyi eğitimli sürücü süratini ve pozisyonunu sürekli kontrol ederek görüş ve reaksiyon zamanı kazanır ve sürüş tekniklerini doğru uygular” Bu cümledeki “İyi Eğitim”i iki bölüme ayırabiliriz. `Zaman Yönetimi ve Yol Tutma Yönetimi. Bu bölümler altında ise zihinsel ve fiziksel açıdan “alet çantamızı” zenginleştirmek vardır.
Zaman Yönetimi şunları kapsar:
o Etkili pozisyon sistemi,
o Aktif Görüş sistemi,
o Süratin farkında olmak ve kontrolü.
Yol Tutma Yönetimi şunları kapsar:
o Vücut pozisyonu,
o Vites kontrolu,
o Yön verme sistemi,
o Frenleme sistemi.
Tüm bunları önümüzdeki yazılarda daha detaylı yazacağız. Bu arada arkadaşımızın sorduğu soruya dönelim “Niçin bir sürüş sistemine ihtiyaç var? Niçin Zaman Yönetimi ve Yol Tutma Yönetimi üzerinde vakit kaybediyoruz?”
Sürüşümüzün keyifli olması kadar Emniyetli, Akıcı ve Sistematik olması önemlidir. Bu üc başlık güvenli bir sürüşün şartlarıdır.
Emniyetli: Her durumda emniyet birinci önceliği taşimalıdır. Tecrübeli sürücü yoldaki tehlikelerin farkında olandır. “Bugün bana ne zarar verebilir?” sorusunu sürekli sormalıyız.
Bunu üçe ayırabiliriz:
• Yol şartları; viraj, kavşak, geçit, rampa, iniş gibi.
• Yolun diğer kullanıcıları ve kulanış şekilleri.
• Yolu durumu; yağmur, sis, buzlanma veya yol yüzeyi gibi.
Türkiye’de bunlara ilave olarak eksik yol işaretleri, çeşitli hayvanlar, sürücülerin eğitimsizliği, ve kötü yol yapımı/bakımı gibi faktörleri de ilave etmek lazımdır. Tüm bu risklere ve problemlere bir de kendi cehaletimiz ve küstahlığımızı eklemenin hiçbir manası yoktur. Bunlar bizim kontrolumuz dahilinde olmalıdır.
Akıcı: Eğer arkanızdaki yolcu sık sık kaskı ile sizinkine çarpıyorsa, eğitime ihtiyacınız var demektir. Eğer fren balatalarınız ve lastikleriniz cabuk aşınıyorsa, sürüş stilinizi değistirmeniz lazım demektir. Çok sık kaza riski ile karşılaşıyorsanız, akıcı değilsiniz demektir. Akıcı sürücü, her zaman sürekli plan yapan, önündeki her fırsatı iyi bir hızda yol almak için kullanan sürücüdür. Aynen sudaki bir balık gibi. Gerçek keyif için planlama şarttır
Sistematik: Motorsiklet sürerken genellikle beklenilmeyen şeylerin olduğu bir ortamdayız, bilhassa Türkiye’de. Herşey, çesitli açılardan, köşelerden ve çok çabuk olabiliyor. Bu yüzden, uygulandığında motorsikletin yol tutmasını garantileyen bir sisteme ihtiyacımız vardır. Sistem öğrenilip uygulandığında ve otomatik hale geldiğinde bizim savunmamız olur. İşte o zaman zihnimizi, problemle karşılaştığımızda onu çözmeye ayırabiliriz.
Öğrenmek istediğimiz işte budur; yavaş ve kararsız değil, akıcı ve emniyetli bir şekilde ve bir sistem dahilinde sürmek.

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 21:21 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
ROSPA – Nedir ? (The Royal Society for the Prevention of Accidents)

ROSPA ingilterede yaklaşık 90 yıl önce kurulmuş ve kraliyet’e bağlı bir organizasyondur. Kısaca Kraliyet Kazaları Önleme topluluğu denilebilir. Kurulduğu zamanlardan bu yana ev kazalarından tutunda ciddi iş makinesi yaralanmalarına ve yol güvenliği ve trafik kazalarına kadar bir çok alanda eğitim , bilgilendirme ve standartları oluşturma çalışmaları sürdüren bir organizasyon.
Peki Rospa bizi neden ilgilendiriyor. Bunun iki önemli nedeni var bunlardan ilki bizimde ileri ve güvenli sürüş kavramının temelinde kazaları önlemek olması diğeri ise Rospa’nin sürücüleri eğitme , bilgilendirme ve test etme konusundaki faaliyetleri.
İngilterede sürüş standartlarını belirleyen DSA’nin onayladığı ve desteklediği kurumlardan biri.
Ancak ticari araclar ve agir vasitalar icin ARGOS sirketi bunyesinde ROSPA egitmenleri bulunduruyor ve egitimler organize edebiliyor.
http://www.argosoffroad.com/?p=about adresinde bu firma ile ilgili detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


En son ilbera tarafından 28 Haz 2010, 21:28 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 21:26 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Roadcraft Sürüşü nedir ?

Evet hepimizin bildiği ve çoğumuzun daha önce katıldığı roadcraft sürüşü ile ilgili bilgilerimizi tazeleyelim.
ARA RoadCraft, deneyimlerini ve bilgilerini sizlerle gönüllüce paylaşan IAM Gözlemcileri ve üyeleri eşliğinde yapılan bir sürüştür. TMF Sürüşü olarak da kayda geçen bu sürüşler Türk Trafik Kanunlarına uyularak Roadcraft sistemini öğrenmek ve uygulamak için uygun ve dostça bir ortamdır.
OMM bu sürüşlerde, geçerli motosiklet ehliyeti olan sürücülere doğru ve eğlenceli motosiklet kullanımı için Roadcraft prensiplerini tanıtma misyonuna devam etmek istemektedir.
Yurtdışında da yıllardır birçok klüpte yıllardır yapılmakta olan ve Türkiye’de de ARA Roadcraft olarak tanıtılan sürüşler:Roadcraft sisteminin temel alındığı OMM ve IAM üyelerinin gözetiminde tecrübelerin paylaşıldığı,tavsiyelerin ve gözlemlerin yapıldığı birkaç saat süren sürüşlerdir.
Katılımcıların 2004 yılında OMM tarafından Türkçe olarak yayınlanan Motosiklet Yol Sanatı kitabında anlatılan Sistemi bilmeleri gerekmektedir.
Sürüş esnasında IAM sertifikalı, grup lideri sürücüleri , grubundaki her sürücü için, tüm gün boyunca en az ikişer kez, bir “gözlemli sürüş” ve bir “demo sürüşü” yapacaktır. IAM sertifikalı grup liderleri, sürüşleri, kendilerinin belirleyeceği, güvenli bölgelerde durdurarak, yapılmış olan sürüş konusunda grubundaki katılımcılar ile gerçekleştirilen sürüş hakkında görüş ve fikir alışverişinde bulunacaktır.
Amaç katılımcılara Roadcraft sistemini benimsetmek , eğitimin sürekliliğini sağlamak , sürücünün hataları ve geliştirmesi gereken yanları konusunda farkındalığını sağlamak.
Roadcraft sürüşleri sonunda bir derecelendirme yapılmıyor.
Katılım için aranan koşullar ARA-Kontrol eğitiminden geçerli bir not almak yeterli.

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 22:25 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Beceri ve aptallık arasındaki ince çizgi:
hızdan bahsediyoruz.

“O hız yapan, yarış arabalarına benzetilmiş otomobilleri görünce kendime hakim olamıyorum. 220-230 km hızla yanlarından geçerken 6. vitese atıyorum, ileride yavaşlayıp yüz ifadelerine bakıyorum.”
Bu yaklaşım yakın zamanda Türkiye’de bir posta grubunda dile getirildi. Acaba bu motosiklet sürücüsü otomobil sürerken de kamyonların yanından 150 km hızla geçmekten, sonra da durup kamyoncunun “şaşkın” suratını seyretmekten zevk alıyor mudur? Motorcu sohbetlerinde konu hep hıza gelir… en yüksek hız, o hızdayken ne olduğu… kazayı önlemede ne kadar becerikli olduğu… durumu tekrar kontrol almada ne kadar üstün davrandığı.
Barlarda sorumluluk hissi veya güvenlik teknikleri konusunda sohbet eden motorcu bulmak pek zordur. Hepimiz karmaşık bir toplulukta yaşıyoruz ve motosiklet tekdüzelikten kaçmak, maço cesaret gösterisi için en kolay yollardan biridir. Ne var ki modern motosikletlerle sorulması gereken soru hiçbir zaman “Ne kadar hızlı gidebilirsin?” değil “Ne kadar çabuk durabilirsin?” olmalıdır.Ducati için bir web sitesi olan DUC’da, Don Sucher “Güvenlik ve Yalnız Motosikletçi” adlı makalesinde şöyle yazıyor: “Hız sizi öldürmez derler ve bu doğrudur. Ama hızla birşeye çarpmak öldürür. Kabul edelim ki “birşeye çarpma” şansı biraz da yapılan hıza bağlıdır. Bunun neden böyle olduğunu anlamak önemli. Newton Fiziği şöyle diyor: “hareket halindeki bir cisim, dışarıdan bir etki gelmediği sürece hareket etmeye devam edecektir.” Hepimiz bu cümleyi veya fikri okulda öğrenmiştik. Ancak fizik öğretmenimiz bu teoriyi motosikletlere uyarlamamıştı. Uyarlasalardı belki de bazı genç hayatlar kurtulurdu.
Biz motosikletçilerin şunu anlaması gerekiyor ki, hız arttıkça motosikletin hareketini değiştirmek için gerekli güç katlanarak artmaktadır. Yavaşlamak, durmak, dönmek, hızlanmak ve acil dönüş için de bu böyledir. Şu çok rastlanır örneğe bakalım: Bir otomobil park yerinden geri geri yolunuza çıkıyor. Eğer olay olduğunda 40km hızla gidiyorsak ve durmak için 10-15 metreye ihtiyacımız olur. Peki ya hızımız bunun iki katı ise? Durma mesafesi de ikiye mi katlanır? Hayır! Dörde katlanır. Bu basit fizik kuralını bilmedikleri için birçok sürücü gelen ambulansın içini görememişlerdir. Aptallığa karşı ilk ders: açık ve boş olduğunu görebildiğin mesafe içinde durabileceğinden daha hızlı gitme… görebildiğiniz mesafe… boş olduğunu farzettiğiniz mesafe değil.
Bu dersi pratikte öğrenebilmek için önce iyi bir hız hissi, ikinci olarak da fren ve duruş mesafesini iyice anlamak gerekiyor. Gerçek duruş mesafesine, her zaman reaksiyon zamanı (beyinin kaslara tepki emri vermesi için gereken zaman) ve mesafesi eklememiz gerekir. Ortalama bir sürücü için bu 0.7 saniyedir ve 50kms hızda 10 metreye eşittir. Bu ilk dersi ilk sürüşünüzde deneyin: once hızınızı tahmin edip sonra hız göstergesine bakın… bunu gerçek bir hız hissini yakalayıncaya kadar tekrar edin. İkinci olarak önünüzde, açık olduğunu farzettiğiniz yoldaki gelişen durumlara bakın ve “Ya … olursa” oyununu oynayın. Bu ilginç bir oyundur. Birçok utanç ve acıyı da önleyebilir… Evet yol açık gözüküyor ama ya 100 metre ilerideki park yerinden bir araba bakmadan çıkarsa? Tamam ufukta bir engel yok ama ya 70 metre ileride, soldaki tarlada sakince otlayan inek ürkerek yola doğru kaçarsa? Yol gerçekten mi açık yoksa kendinizi mi kandırıyorsunuz? Şimdi diyebilirsiniz ki bu oyun işin zevkini kaçırır, başımıza ne gelir diye endişelenerek mi süreceğiz? Tavsiyemiz endişeli bir sürüş değil, etrafında olup biteni uyanık bir biçimde taramanızdır. Taramak görmekten farklıdır: bir amaçla görmektir. Motosikletinizin etrafını 360 derece, devamlı taramak o şartlar için en uygun sürati belirlemenizi sağlar. Taramak (bir amaçla bakmak) aynı zamanda yaklaşmakta olduğunuz durumu öngörmenizi ve hazırlık yapmanızı da sağlar. Objektif bir zihne sahipseniz, doğru şekilde analiz yapıyorsanız motosikletin üzerinde hareketleriniz akıcı (hızlı) olur.
Hızlı sürüş için ikinci ders: Motosikletinizi, zihninizin önceden gitmediği yere asla götürmeyin. “Beklenmedik” sözü kötü sürücünün arkadaşıdır: ilk motosiklet kullanmaya başladığınız zamanı düşünün: herşey sizin için, heyecan ve korku karışımı sürprizler demekti. Beyniniz, kontrollerin incelikleri, iki tekerlek üzerinde hareketin sırları ile uğraşırken herşey sizin için “beklenmedik”ti. Sonra kontrollere alıştınız ama gözleriniz hala altınızdan akan yola sabitlenmişti, bakışınız aşağıda ve çok yakınlardaydı. İyi bir oturma pozisyonunu korumak, bakışları uzaklara kaldırmak, hedefe sabit bakışlardan kaçınmak, çevreyi ve ileriyi taramak zihninizi biraz sonra geçeceğiniz yerlere götürecek sizi daha hızlı ve güvenli bir sürücü yapacaktır. (Sert frende acil durumda bile bakışınız uzakta ve yukarıda kalmalıdır)
Cooper Motosiklet Eğitimi sitesinde () Malcolm Palmer şöyle yazıyor: “Bir otomobille çarpışmak, zinde ve sağlıklı kalmak için iyi bir yol değil. O nedenle bir kazada alabileceğimiz yaralanmanın şiddetini azaltacak her türlü yöntemi değerlendirmeliyiz. Ortalama bir otomobil sürücüsünün ana yola çıkmak için yolun boş olduğunu kontrol etmesi, motor devrini arttırması, debriyajı kaldırarak ilerlemesi – ve belki de bir motosikletin önüne çıkması- dört, beş saniye almaktadır. Eğer siz bu yaklaşan motosikletteyseniz çarpışmayı önlemek için gerekli hareketi hatırlamak, değerlendirmek ve uygulamak için dört, beş saniyeniz var demektir ki bunların tümü yoğun baskı altında uygulanacaktır. Az bir gecikmenin sonucunda mümkündür ki kalan mesafe başarılı bir acil frenleme için çok kısadır ve de acil yön değiştirme ile kaçmak için mesafe yoktur. Seçenekler bu kadar kısıtlı olduğunda sürücünün kaderi de ortaya çıkar. Aynı kural yapabileceğiniz diğer kazalar için de geçerli: fazla hızlı girilen bir viraj, fazla hızlı yaklaşan yol korkulukları, boş olduğunu farzettiğiniz yolda duran beklenmedik bir engel. Böyle bir durumda, kazayı önlemek için gerekli hareketi hatırlamak, değerlendirmek ve uygulamak için en fazla dört beş saniyemiz olur. Eğer bu hareketleri hatırlamak ve değerlendirmek için daha fazla zamanınız, elinizin altında kullanılabilecek daha fazla seçenek olursa kazalar önlenir veya en aza indirgenir. Motosiklette veya değil, yapabileceğiniz en aptalca şey, başedecek yeterli bilginiz olmadan kendinizi herhangi bir duruma sokmanızdır. O nedenle ne kadar az eğitimliyseniz o kadar yavaş gitmelisiniz: hatırlamak, değerlendirmek ve uygulamak için daha fazla zamana ihtiyacınız var, sınırlı tecrübenizin sunduğu beceriler için daha fazla zamana ihtiyacınız var. İyi eğitimli olmak ise hız yapma ehliyeti değildir, sadece kontrollü bir hızda zevk almayı mümkün kılar.
Beceriyi aptallıktan ayırmak için son ders: Yapabilecek olmanız yapmanız gerektiği anlamına gelmez! Bugünün motosikletleriyle iyi eğitimli bir maymun bile 200kms hızları geçebilse de siz yine de onun arkasında oturuyor olmak istemezsiniz. OMM sürücüsü H. Erman, babasının hep söylediği bir Türk atasözünü aktarıyor: “Elinde çekiç olan çakacak çivi arar”. Basit bir gözlem ile de devam ediyor: “Motosikletiniz 200km hızları geçebiliyorsa motora ve kendinize hakim olmak için daha fazla irade gerekecektir. Burada önemli olan size uygun bir motosikleti seçmektir”. İngiltere’deki arkadaşım M.Parry ise daha ileri giderek, maksimum hızlarda bile pek fazla suç işlemeyeceğiniz (klasik) motorları sürmekten hoşlanıyor. Bilgi, Tecrübe, Yorgunluk, Fiziksek kondisyon, Hava şartları, Yolun durumu, Trafik durumu, Diğer yol kullanıcıları hız limitini belirleyen gerçek yasalardır. Sonuç olarak beceri ile aptallığı ayıran gerçek kural basittir: (gerçekten) kontrol edemeyeceğiniz hızda sürmeyin. Uzman bir ağırlık kaldırma antrenörü size kaldırdığınız ağırlığın değil “vücut formunun” önemli olduğunu söyleyecektir: ağırlık çalışmasına başladığınızda ağır yüklerle çalışma (böylece salonun en maçoları arasına girme) isteğine karşı koymak zordur: sonuçta ise hedeflediğiniz kasları çalıştırmak yerine “hile” yapmış, o ağırlıkları kaldırmak için diğer ana kaslardan yararlanmış olursunuz. Ağırlık antremanınız, yüksek ağırlığa verdiğiniz aptalca önem yüzünden boşa gider.
Aynısı motosiklet için de geçerlidir: uygun bir stil oluşturacağınız, güvenli, akıcı ve sistematik olmak için doğru bir yol çizgisi bulacağınız hızı seçin. Hız tarafından kontrol edilen bir sürüş, bilgisizliğin ve belirsizliğin bölgesidir. Aksi halde kontrolleri fiziğin kurallarına bırakırsınız: ki bunun sonuçları hiç de komik olmayacaktır.
Motorcular hızı severler ve hız motosiklet zevkinin büyük bir parçasıdır: hızdan zevk, sadece (hayali değil gerçek) idare sürücüde olduğunda alınabilir. Kendinizi sınayın.
Son zamanda yapılan bir güvenlik araştırmalarına göre 70kms hızla yapılan kazadan kurtulma şansı %10, 50kms’de bu oran %50’ye yükselirken 30kms’de %90 oluyor! Bu gerçekler günlük hayatta karşımıza çıkabilecek TÜM durumlar için fren becerilerini geliştirmeye bizi ikna etmelidir. Gerçekten ihtiyacınız olduğunda, deneme yapmaya fırsat olmadığı gibi tüm dikkatinizi de olayın kendisine vermiş olacaksınız. Fren beceriniz gerçekten iyi değil ise çok kısıtlı zamanda hem ne yapacağınıza karar verip hem de etkili bir fren yapabilmeniz pek zor olacaktır
Motosiklet kullanımı, aşağıdaki şartlar tarafından belirlenen risklere sahiptir:
• motosikletinizin limitleri
• yolun cinsi ve yol durumu
• diğer yol kullanıcıları
Bu listeye bir de “Sürücünün kendisini” eklemeye gerek olmamalıdır.

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 22:28 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Daha İyi Bir Sürüş için 5 Temel Fikir



Motor üzerinde relaks (gevşek) olun. Gülümsemeyi ihmal etmeyin.
Kendi sürüşünüzle ilgili, kendi kendinize dürüst eleştiriler yapın. Her zaman limitleriniz içerisinde sürmeye çalışın.
Motosikletinizin yönü ile bakışınızın yönünü ayırmayı bilin. Kafanızı kaldırın ve ileriye geniş bakın. Hiçbir zaman bakışınızın lastiğinizin önüne düşmesine izin vermeyin. Her zaman motorunuzun gitmesini istediğiniz yöne bakın.
Motora daha binmeden evvel zihninizi her türlü zor ve sert sürüş koşulları için hazırlayın. Zihinsel olarak hazır olun.
İhtiyacınız olduğu zamanları doğru saptayarak, sizi gerçekten dinlendirecek şekilde, doğru zamanlarda molalar verin. Limitlerinizi hiçbir zaman zorlamayın.
Yukarıdaki makale Hans Heins Dilthey tarafından yayınlanmıştır.


Uğur ERTEKİN'den alıntıdır.

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 22:33 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Konumlanma Her Şeydir..

Paolo Volpara, Mart 2008 OMM
Tercüme Deniz Uzun ve Aylin Öztürk

Takvim Ocak ayını gösteriyor fakat dışarıda, Trakya'nın kırsal bölgelerinde sıcaklık termometreden 13 derece okunuyor. Hava yumuşak ve görüş tertemiz.
İyi bir kış yoldaşı olmasa da bugün Ducati günü ve muzaffer 916 yollarla sezon dışında buluşuyor. Bulgaristan sınırına doğru, Karadeniz ile Marmara Denizi arasında, Trakya yollarında "İtalyan İkizlerin" günü.
Türkiye'nin bu bölgesindeki yolların berbatlığı dillere destan; birkaç istisna dışında (Tekirdağ ile İpsala sınır kapısı arasındaki D110, Edirne Çorlu arası D100 ve Edirne'ye giden O3 otoyolu) dar ve kötü kaplama üzerinde uzun düzlükleri takip eden çılgınca ard arda sıralanmış virajlar, düzensiz trafik, traktörlerle yola taşınan çamur ve moloz. Senaryoyu, çirkin görünümlü köyler, sanayi yapılaşması, bitmemiş konut projeleri ve BÜYÜK CANAVAR İstanbul'un, etrafa kustuğu çarpık yerleşimin döküntüleri tamamlıyor. Pek güzel bir tablo değil ama böyle bir havada buralar bile güzel olabiliyor.
İtalyan ikizlerin umurunda değil; yol yoldur ve yola çıkılmalıdır. Canlı bir tempoda, sadece viraj dönüş çizgilerini seçerek değil, bir o kadar önemli olan yüzey çizgileri.. O virajı kitabına göre dönerken, mağara keşfine çıkmaya değer çukurları ve tepe noktasındaki çatlakları atlatmak için çifte kıvırmaca yapmak…
Sürüşün yoğunluğu beyni (ya da ondan geriye ne kaldıysa) sürekli hızlı çalıştırıyor ve sonra geçerli düstur hayata geçiyor: "konum(lanma)... konum(lanma)... ve konum(lanma)". Motosikletler evlerden daha eğlenceli ve hızlıdır, fakat konum(lanma) aynı öneme sahiptir. Ve burada bahsettiğim "motorun yol üzerindeki konumu" değil. Bedeniniz bir kokteyl gibi sadece çalkalanmakla kalmayıp karışmaya da başlıyorsa akla gelen o değil. Söylemek (ve düşünmek) istediğim, zavallı bedenin kendi konumu.
Yılların motosiklet sürüşünden edinilen tecrübelerin paylaşımında, hiçbir şeyin stili, tekniği ve sonuçları seledeki doğru ve rahat vücut konumu kadar etkileyemediğini keşfettik.
Yanlış yap (o kadar kolay ki) ve sürüş riskli ve zorlu hale gelsin, doğrusunu yap ve daha iyi bir ilerleyişin ve daha etkili çizgilerde sürüşün keyfine var.
Ducati'ler konfor ve geniş oturum konusunda pek ünlü sayılmazlar. Motosiklet kompakt, süspansiyonlar sert ve oturuş pozisyonu (nazikçe söylemek gerekirse) "spor"dur. Kısaca, vücudun konumunu düşünmeye başlamak için ideal bir durum.
Motor, sizinle konuşur: viraja kaskatı bir duruş, kitlenmiş kollarla, peglere düz basarak girin... Ufak bir tümsekten geçin (ufak olanını bulabilirseniz)... Ön teker boşlukta hissi verecek, motosiklet kafasını sallamaya, arka lastik titremeye başlayacak ve bu süreç bütünüyle ürkütücü bir hal alacak.
Bu durumda dinlemek dışında çok fazla seçeneğiniz yok: Tofaş sürücüleri yolları kendilerinin sanıp, şeridinizin büyük bir kısmını umarsızca kaplarlar, mutlu babalar sırf çocuklarına “o kırmızı parlayan motosikleti” göstermek için önünüzde fren yapar, şevke gelmiş otobüs şoförleri yoldaki çukurlardan kaçmak için ansızın, İngiliz ile Avrupa stili şerit kullanımı arasında gidip gelir. Parmak uçlarınızda olmak zorundasınız.
Motorun üzerinde hareketli kalabilmenin anahtarı, peglere ayak top’u (parmakların hemen gerisindeki kısım) ile basmaktır. Bu konum, ayaklarınız aracılığıyla herşeyden önce motorun ne yaptığı konusunda yüksek hassasiyet sağlar. Dahası tüm vücudunuzun çabucak ve eforsuz bir şekilde hareket etmesini sağlar. İleride koca bir çukur... Yanından geçmek imkansız... Ayaklarınızın/bacaklarınızın üzerine basın, kalçalarınızı seleden kaldırın, böylece motor altınızda serbestçe hareket edip, darbenin büyük kısmını gidersin. Ayaklarınızı şasiye doğru çevirerek konumunuzu daha da iyileştirebilirsiniz. Artan yaslanma açısı ve bacaklarla motoru daha iyi tutma, vites ve arka fren kumandalarına ulaşamamanın rahatsızlığı, hareketlilik ve kontrol avantajları ile telafi görebilir.
Peglere ayak topunun basması, aynı zamanda depoya kilitlenen dizler için de daha iyi bir konum demektir. Bacakları motoru tutar, böylece kollara binen yük giderilir. Virajın aksi tarafından depoya uygulanan diz baskısı ile motorun yatmasına, döndürülmesine ve dönüşlerde daha temiz bir çizgi takibine katkıda bulunur.
Yaşlı, ama iyi motorcular der ki: “Sürüşün sonunda kolların bacaklarından daha çok ağrıyorsa, öğrenecek çok şeyin var.” Doğru, bütün görev, hassasiyet gerektiren döndürme, frenleme ve gaz verme kontrollerini daha rahat yapabilmek için vücudumuzun üst kısmını, omuzlarımızı, kollarımızı ve ellerimizi yük ve gerilimden uzak tutmaktır.
En sevdiğiniz koltukta oturur gibi selede oturmak kulağa hoş gelse de pek doğru değildir ve bu her tür motosiklet için geçerlidir. İster tur, ister chopper, ister gezinti, ister spor ya da isterse arazi motoru olsun…
Birkaç kilometre sonra belinizi ağrıtmanın dışında, dik ya da arkaya yaslı kalçaların yoldaki bütün etkilerin doğrudan omurgaya zarar vermesine yol açar. Kalçaları öne, depoya yanaştırmak ve sırtı öne hafif yay çizecek şekilde eğmek, sırt ve karın kaslarını da devreye sokarak, frenleme ve hızlanmada bütün vücudun, merkezde dengeli kalmasını sağlayacaktır.
Rossi çılgınlığının kurbanı olan birçok arkadaşım, motor üzerinde tüm vakitlerini bir yandan diğer yana kaymaya ve dizlerini yere değdirene kadar zarif bir şekilde sarkmaya çalışarak geçiriyor. Bu, pist için faydalı olsa da yol sürüşü için gereksizdir. Sele üzerinde ağırlık aktarımına odaklanmak, sürüşü incelikli olmaktan çıkarıp, viraj dönme esnasında önemli durumlarda gereksiz iş ekler. Disiplinli ve aynı zamanda rahat bir orta vücut konumu (kalçalar önde, sırt öne doğru yay), depoyu iyi kavrayan dizlerle beraber motoru zor yüzeyler ve dar çizgilerden geçirmek için yeterli ve etkilidir.
Buna ek olarak dönerken viraj tarafınızdaki dikiz aynasına doğru, omuzlarınızı ve kafanızı hareket ettirebilirsiniz.
Omuzların konumu rahat, gevşek kollar ve ileri doğru oturuş, iyi bir görüşün temelini oluşturur. Gergin, yukarı çekilmiş omuzlar, motosiklet sürerken her zaman zihinsel gerginliğin ve fiziksel rahatsızlığın bulgularıdır. Omuzlar, sırtın çizdiği yayın devamı olarak hafif öne düşmeli ve üzerindeki gerilim tamamen kalkmalıdır. Omuzlar kollardaki gerilimi alacak ve kafanın ufku rahat tarayabilmesi için serbestçe dönmesini sağlayacak şekilde gevşekçe öne inmeli.
Sırt yay şeklinde ve omuzlar öne düşükken kafanın konumu, ufkun en uzak sınırına uzanacak şekilde kalkmış olmalı. Burada önemli olan sadece ileri bakmak değil, dahası "görüşün mutlak sınırı"na, yani yolun yok olduğu noktaya bakmaktır.
Konforlu bir şekilde sıkı bir kask ve montunuzun uygun yakası, başınızın herhangi bir kısıtlama olmadan serbest hareketine izin veriyor olmalı. Baş yukarıda, yayın son kısmı olarak, derin ve tarayan bir görüşle bilgi toplar.
Başın ve omuzların konumu büyük ölçüde kolların konumu tarafından belirleniyor; bu noktanın sürüş sırasında sürekli kontrol edilip düzeltilmesi gerekiyor.
Kolların doğru konumunun hedefi, gidon üzerindeki gerilimi azaltmaktır. Bu hedefe ulaşmak için kollar rahat, dirsekler bükük ve içe doğru olmalı. Bu şekilde kollar ekstra bir çift süspansiyon gibi yoldan gelen darbeleri (bknz. çukurlar) sönümleyecek şekilde çalışır. Öte yandan gergin ve kilitlenmiş kollar yol, lastik, şase üçlüsünden gelen küçük hareketleri bile misli misli artırıp sürüşü kararsız ve sarsıntılı hale getirir. Gergin kollar, kumandalar üzerinde gereğinden sıkı kavrama anlamına gelir; sıkı kavrayan eller his kaybı yaşar ve gaz koluna yumuşak kumanda etme de böylece rüzgarla uçup gider.
Bükülmüş dirsekler, kolun alt kısmının, eller ve elciklerle, fren-debriyaj kolları ile aynı hizada olmasına izin vererek gidonu ittirme işlevine imkan sağlar.
Kumanda kollarının doğru ayarı (eller ve kolun alt kısmının uzantısı konumunda) sadece daha iyi (kolay) döndürme sağlamakla kalmaz aynı zamanda yorgunluğu ve karpal sendrom riskini azaltır. Bu ayar bütün motosikletlerde yapılacak kolay bir iştir. Gezinti ve chopper tipi motorlara takılan "gösteriş" gidonları istisna oluşturur... Onların tedavisi yok.
Motosiklet sürüşü sportif bir aktivitedir ve formda olmayı gerektirir. Motorun üzerinde düzgün bir konumlanmayı sağlamak ve bunu korumak, kişinin formu hakkında önemli bir göstergedir. Konumlanma, sürüşün acı duyulmayan bir keyif olarak kalmasını, konsantrasyon ve görüşün, güvenli sürüşün etkenleri olmasını sağlar.
Yol sizi ve motorunuzu bir daha hırpalayıp sarstığında konumlanmanızı kontrol edin; dahası, sürüş sırasında konumunuzu sürekli kontrol edip rahatlatmayı bir alışkanlık haline getirin. California Superbike School eğitmenleri öğrencilerinden virajın ortasında selede tamamen rahat olduklarını görsel olarak bildirmeleri için, dans eden tavuk misali, dirseklerini sallamalarını istiyor.
Sık sık tavuk rolü yapın ve bütün sürüşlerinizin daha güvenli ve keyifli hale gelmesini sağlayın.
Hah, nerede kalmıştım?
Tabii.. Konum(lanma).. Konumlanma.. Konumlanma...
Ve etrafa bakınmaya devam..
Her zaman gözden kaçan bir şeyler vardır...

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2010, 22:47 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Oca 2010, 10:10
Mesajlar: 164
Konum: Antakya-Serinyol
Motosiklet Yol Sanatı kitabından..
4. Bölüm.. "İvme Kazanma, Fren ve Vites Kullanımı"
Derleyen Emre Ercins (İstanbul)

Kitabımızın 4. bölümünde daha önce 2. bölümde incelediğimiz Motosiklet Kontrol Sistemi konusunu yeniden açarak ve biraz daha derinleştirerek inceleyeceğiz.

Motosikletimizin kontrolüne direk etki eden hızlanma, vites kullanımı ve frenlemenin uygulanması aşamalarında nelere dikkat etmemiz gerektiği ve bu alanlardaki kontrolümüzü arttırmanın nasıl yapılabileceği üzerinde duracağız.

Bu bölümde kontrolün ne olduğu ve bu beceriyi kazanmak için bir çok farklı yöntemlerin birbirine nasıl bağlandığını ve nasıl etki ettiği anlatılmaktadır.

Her şeyden önce kontrolün var olması için bu kontrolü sağlayacağımız etkenlerin doğru çalışıyor olması gerekmektedir. Bunlar tabiî ki lastiklerimizdir.



Lastiklerin bir yol tutuş kapasiteleri vardır ve bu kapasiteleri içinde ivme kazanma, frenleme ve dönüş kuvvetleri arasında paylaşılır.

Bu kuvvetlerin motor üzerindeki toplamının sabit olduğunu var sayar isek ivmelendiğimizde ya da fren yaptığımız da dönüş için daha az kuvvet kalacaktır.

Ön ve arka tekerlek yolu farklı biçimde kavrar ve kavrama tekerlek üzerindeki yüke göre değişir. Buda motorun dengesini ve motoru nasıl yöneteceğinizi etkiler.

Kitabımızda gaz kullanmanın inceliklerine değinilmekte ve doğru vitesle yol almanın öneminden bahsedilmektedir. Uygun viteste gaz açıldığında motor hızlanırken, gaz kapandığında silindirler içinde hava sıkışması ile ( buna kompresyon deriz ) motorun hızının daha iyi düşürülebildiğini anlatmaktadır.

İvmenin motorun dengesini direk etkilediğini belirten kitap artan ivmede ağırlık önden arkaya doğru hareket ederken azaldığında arkadan öne doğru geldiği açıklamaktadır.
Ne kadar fazla fren yapar ya da ne kadar fazla ivme kazanırsanız o dönüşün ne kadar güvensiz olacağını anlatan kitabımız bu sebeple gaz kullanma becerisi üzerinde durmaktadır. Gazla ilgili vereceğiniz ani kararlar ve uygulamalar tekerleklerin 2 sinin birden yola yapışmasını azaltacak bunun sonucunda kontrolün daha zor hale geleceğini belirtmektedir.
İdeal kontrolün her 2 tekerleğinde tam ve yeteri kadar yola tutunduğunda olduğunu ve gaz hassasiyetinin bu konuda önemli rol oynadığı örneklerle anlatmaktadır.

Tabiî ki virajda ivme kazanmak ise başlı başına bir konu olarak kitabımızda yer bulmaktadır.

Kitabımız şu konulara parmak basmakta ve tekrar hatırlatmakta fayda görmektedir.
• Ne kadar sert hızlanırsanız dönüş kabiliyetiniz o kadar azalır,
• Virajın çevresinde gazınızı sabit olsun
• Gazı yumuşak kullanın
• Bir virajın içindeki hızı duruş mesafesine göre ayarlayın.
• Kaygan yüzey koşullarına gelmeden hızınızı ayarlayın

Kitabımızın üzerinde durduğu diğer bir konu ise vites kullanımıdır ve bunu bir atasözüne uyarlayarak motor kullanımındaki önemine son noktayı koymuştur.

"Vites kullanma biçimi sürüşü vezir de eder, rezil de"
Hangi vitesi nerde ve niçin kullanmamız gerektiğinin ve bunların motor kullanımına nasıl etki ettiğinin üzerinde duran kitabımız viteslerdeki güç ve hız etkenlerini derinlemesine inceleyerek okuyucuları bilgilendirmektedir.

Fren yapmak ve vites değiştirmek birbirleri bağlantılı durumlardır ve böyle bir durumda 2 teknik kullanılır.
• Blok Değiştirme
• Sırayla Değiştirme
Yeterli planlama yapmadı iseniz geç fren yapar ve vites değiştirmede acele edersiniz. Tehlikeyi değerlendirmek için en fazla ihtiyaç olan şey denge iken bu acele ile aracın dengesini bozarız.

İşte bu nedenle vitesin beceri ile kullanılmasındaki püf noktalarını anlatan kitabımız viraj alırken vites değiştirmekten kaçının demektedir.

Sayfaları çevirdikçe karşımıza şu konu başlıkları çıkmaktadır.
• Yavaşlamak ve Durmak
• Frenleri kullanmak
• Fren yaparken motosikletin durumu

Her bir başlık altında motorun dengesinin nasıl etkilendiğini ve nelerin yapılması gerektiği detaylı bir şekilde incelenmektedir.

Frenlerin kullanımında, dönerken yüzey koşullarının iyi olmadığı durumlarda ve iyi ve kuru bir yolda ve kaygan zeminli yolda ne gibi sonuçların olabileceğini anlatan kitabımız bu konuda kendimizi geliştirmek için alıştırma yapmamızın öneminden bahsetmektedir.

Bu konuda ışık tutan kitabımız güvenli duruş mesafesi kuralını açıklamakta ve toplam güvenli duruş mesafesinin nelere dayandığını detaylı bir biçimde motosiklet kullanıcılarına izah etmektedir.

Motor kullanımında Frenin hayati önemi taşıdığını ve ilk dikkat edilmesi gerekenlerden birinin 2 saniye kuralı olduğunun altını çizmektedir.

"Ancak hiçbir çılgın 2 saniye kuralına uymaz" diyecek kadar da açık sözlüdür.
Sonuç olarak 4. bölümde ivmelenme, vites ve fren kullanımı hakkında sürücülere altın bilgiler veren kitabımız güvenli duruş için nelere dikkat etmemiz gerektiğini de anlatmaktadır.

Bu bölümdeki konu başlıklarını hatırlamak gerekirse;
• Motorun dengesinin, ivmelenme ve frenleme dengesinden nasıl etkilendiğini
• Yol tutuşunun önemini ve bunu güvenlik için çok önemli olduğunu
• Vitesi doğru kullanmanın sürüş kalitesine katkısını
• Motor freninin önemini
• Alışkanlık kazanmak için fren alıştırmaları yapmanın faydasını
• Güvenli bir şekilde durabilmek için nelere dikkat etmemiz ve neleri uygulamamız
gerektiğini anlatmaktadır. Kitabımızın bu bölümünde yukarıda değindiğimiz konulardaki sorularınıza cevap bulabilecek ve keyifle okuyacaksınız.

Unutmayın;
Keyifle sürmek = Güvenli Sürmektir,
veya Güvenli Sürmek = Keyifle Sürmektir.
__________________

_________________
Bekir S.YILMAZ
Burgman AN650 Executive ABS
Vespa 150 LX
0 Rh(+) 0505 595 01 15
Eğitim Şart!
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 29 Haz 2010, 00:53 
Çevrimdışı
Başkan
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Oca 2010, 13:14
Mesajlar: 1716
Hocam, emeğinize sağlık. Aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler.
Bildiğin gibi Uğur Ertekin önderliğinde kurulan Art Motoakademi Rospa eğitimleri veriyor.
Herkese şiddetle tavsiye edebileceğim bir eğitim sistemidir. :supz:

_________________
Sıtkı GÜVEN (49) 0+ 5323340829
CBF 1000 (Siyah İnci) 31 HS 497 Amiral Gemisi
Kawa KMX 125 (Kızıl Şeytan) 31 K 4385 Keçi
Today 50 (Ufaklık) 31 D 0455 Görev Adamı
(Emeğe Saygı)


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 30 Haz 2010, 22:08 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Oca 2010, 09:50
Mesajlar: 359
Çok Önemli bilgiler bunlar hocam.
Yalnızca burada yazılanlar okunarak bile, Baya bir yol katetmek mümkün.
Yol sanatı kitabını Uğur Hoca'mızın web sitesinin bazaar bölümünden temin etmek mümkün.
Teşekürler Bekir Hoca'm.

_________________
Erhan ÖZAL
CBR 600 RR
DR 650 SE
A Rh (+)


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
 Mesaj Başlığı: Re: ROAD CRAFT yada Motosiklet YOL SANATI !
MesajGönderilme zamanı: 01 Tem 2010, 14:13 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Oca 2010, 19:03
Mesajlar: 756
Paylaşım için teşekkürler Hocam.

_________________
Bülent Yeşil (B +)
BMW GS 1150 ADV
31 HD 356
Honda NX 650 DOMİNATÖR

532 644 88 33
ANTAKYA


Başa Dön
 Profil E-posta  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 13 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye